21 Eylül 2012 Cuma

"Müzik olmasaydı ne bok yerdim, hiç bilmiyorum."

 Dinlediğin şarkının ruh halini anında etkilemesi durumuna hastayım. O melodinin değişmesiyle başlayıp, şarkının sözleriyle seni esir alan o duyguya. O duygularla gelen anılara, düşüncelere ve hislere. 4 dakika boyunca seni kendine, müziğe, o sonsuz boşluğa hapseden müziğe.

 Müzik olmasaydı ne bok yerdim bilmiyorum bu yüzden. Müzik olmasa ne yapardım, şarkılar olmasaydı nasıl bir halde olurdum. Bilmiyorum.

Hasret'e özel kitap listesi.

  • Jonathan Safran Foer - Everything is Illuminated.
  • Stephen Chbosky - The Perks of  Being a Wallflower.
  • Haruki Murakami - After Dark.
  • John Corey Whaley - Where Things Come Back.
  • John Connolly - The Book of Lost Things.
  • Keri Smith - How to be an Explorer of the World.
  • John Green - Paper Towns.
  • Daniel Handler - Why We Broke Up.
  • Nicholas Sparks - The Last Song.
  • Milton Crane - Fifty Great Short Stories.
  • Harper Lee - To Kill a Mockingbird.
  • Sylvia Plath - The Bell Jar.
  • John Green -The Fault in Our Stars.
  • Jenny Colgan - Welcome to Rosie Hopkins' Sweetshop of Dreams.
  • Jane Austen - Emma.

17 Eylül 2012 Pazartesi

 Çok fazla kitap okumama şaşıran insanlar var. Bunun delice(!) olduğunu düşünen insanlar. Bana artık bir yerde durmalısın diyen insanlar var. Oysa ki onlar bilmiyorlar ki kitapların huzur bulduğum tek yer olduğunu.
Kim istemez mutlu olmayı,
Ama mutsuzluğa da var mısın?
                                            -Cemal Süreya

Mutsuz olalım ne var. Ben seninle mutsuzluğa da varım.
                                                                                 -Savcı Esra.

10 Eylül 2012 Pazartesi

"Mesela ayakları geceleri hep üşür ve ben de ayaklarımı üşümesin diye onunkilerin üstüne koyarım. Belki aptalca gelecek ama bu gece ayaklarını benden kaçırdı ve asla böyle bişey yapmamıştı daha önce." diyebilecek ve buna üzülebilecek bir karakterdi Chuck. O derece aşık olmasını sevdim belki de bilmiyorum ama dünyada gördüğüm en tatlı karakterlerden biriydi. Söylemesem olmayacaktı.

8 Eylül 2012 Cumartesi

"İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor"

 Çok seviyorsun, o kadar çok seviyorsun ki o giderse kalbin duracak sanki. Her şeyin oluyor bir anda. Bütün dünyan. Nefes almanın bir anlamı varmış gibi geliyor artık. O derece seviyorsun onu. İlk görüşte aşk yalan değilmiş diyorsun, aşk yalan değilmiş.

 Sonra bişeyler değişiyor, bazı şeyler yolunda gitmiyor. Karşındaki insan sana yalan söylemeye başlıyor, onunla birlikte dünyada sana yalan söylüyor. Dedim ya bişeyler değişiyor. Sen engel olamıyorsun.

 Sonra o gidiyor. O gidince dünyan kararıyor, nefes alamıyorsun, sürekli ağlıyorsun. Ölmek bu demek ki diyorsun. Atlatmanın bir yolunu bilmiyorsun, çünkü atlatacağına inanmıyorsun. Her şey onu anlatırken, onu hatırlatırken bunu nasıl silebilirsin ki.

 Çok zaman alıyor unutmak, kabul etmek, silmek, baştan başlamak. Sonra bir gün hiç olmadık bir anda bir söz çalınıyor kulağına, "İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor".

 Sonra diyorsun kendi kendine zaten ilk aşkın sonu hiç mutlu biter mi ki?

6 Eylül 2012 Perşembe

"Seni sevebildiğim kadar çok sevdim."
Sherlock sevgimi anlayabilecek, kaldırabilecek birine ihtiyacım var. Onun hakkında soluksuz konuştuğumda suratında boş ifadenin olmadığı eşsiz(!) o insana ihtiyacım var. Çok şey istemiyorum oysa ki. Değil mi?

5 Eylül 2012 Çarşamba

Bazen tek eksik, "sana inanıyorum" diyen birinin olmayışıdır.

Bazen öyle anlar oluyor ki hayatınla ne yapacağını bilemiyorsun. Tutulup kalıyorsun. İstediklerin olmamış, hayallerin ise çok uzak görünüyor. Belki de imkansız. Elinde kalanlarla ne yapacağın konusunda bile bi fikrin yok, ayaktasın ama içinde büyük bi uzay var.

İşte o anda sana inanan birine ihtiyacı oluyor insanın. Sana inanıyorum diyebilecek birine. Ama o kişi asla orada olmuyor, asla doğru zamanda orada olmuyor.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Belki de zaman bazı şeylerin değişim sihridir.
Belki de aşk zamanın içine yayılmış bir gizdir.
Belki de aşk sadece senin o kalbindeki boşluğu dolduracak şeydir.
Ne güzel de demiş Cemal Süreya;

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

2 Eylül 2012 Pazar

Benimde Söyleyeceklerim Varsa Demek Ki.


 İnsanın içinde biriken bir şeyler vardır. Onu dolduran. Boşaltmak isteyip, bir türlü boşaltamadığı şeyler. Onları boşaltmak için geldim bende. Bir süre de kalıcı olmayı düşünüyorum. Anlatacaklarım bitmediği müddetçe.