Dinlediğin şarkının ruh halini anında etkilemesi durumuna hastayım. O melodinin değişmesiyle başlayıp, şarkının sözleriyle seni esir alan o duyguya. O duygularla gelen anılara, düşüncelere ve hislere. 4 dakika boyunca seni kendine, müziğe, o sonsuz boşluğa hapseden müziğe.
Müzik olmasaydı ne bok yerdim bilmiyorum bu yüzden. Müzik olmasa ne yapardım, şarkılar olmasaydı nasıl bir halde olurdum. Bilmiyorum.
21 Eylül 2012 Cuma
Hasret'e özel kitap listesi.
- Jonathan Safran Foer - Everything is Illuminated.
- Stephen Chbosky - The Perks of Being a Wallflower.
- Haruki Murakami - After Dark.
- John Corey Whaley - Where Things Come Back.
- John Connolly - The Book of Lost Things.
- Keri Smith - How to be an Explorer of the World.
- John Green - Paper Towns.
- Daniel Handler - Why We Broke Up.
- Nicholas Sparks - The Last Song.
- Milton Crane - Fifty Great Short Stories.
- Harper Lee - To Kill a Mockingbird.
- Sylvia Plath - The Bell Jar.
- John Green -The Fault in Our Stars.
- Jenny Colgan - Welcome to Rosie Hopkins' Sweetshop of Dreams.
- Jane Austen - Emma.
17 Eylül 2012 Pazartesi
10 Eylül 2012 Pazartesi
"Mesela ayakları geceleri hep üşür ve ben de ayaklarımı üşümesin diye onunkilerin üstüne koyarım. Belki aptalca gelecek ama bu gece ayaklarını benden kaçırdı ve asla böyle bişey yapmamıştı daha önce." diyebilecek ve buna üzülebilecek bir karakterdi Chuck. O derece aşık olmasını sevdim belki de bilmiyorum ama dünyada gördüğüm en tatlı karakterlerden biriydi. Söylemesem olmayacaktı.
8 Eylül 2012 Cumartesi
"İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor"
Çok seviyorsun, o kadar çok seviyorsun ki o giderse kalbin duracak sanki. Her şeyin oluyor bir anda. Bütün dünyan. Nefes almanın bir anlamı varmış gibi geliyor artık. O derece seviyorsun onu. İlk görüşte aşk yalan değilmiş diyorsun, aşk yalan değilmiş.
Sonra bişeyler değişiyor, bazı şeyler yolunda gitmiyor. Karşındaki insan sana yalan söylemeye başlıyor, onunla birlikte dünyada sana yalan söylüyor. Dedim ya bişeyler değişiyor. Sen engel olamıyorsun.
Sonra o gidiyor. O gidince dünyan kararıyor, nefes alamıyorsun, sürekli ağlıyorsun. Ölmek bu demek ki diyorsun. Atlatmanın bir yolunu bilmiyorsun, çünkü atlatacağına inanmıyorsun. Her şey onu anlatırken, onu hatırlatırken bunu nasıl silebilirsin ki.
Çok zaman alıyor unutmak, kabul etmek, silmek, baştan başlamak. Sonra bir gün hiç olmadık bir anda bir söz çalınıyor kulağına, "İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor".
Sonra diyorsun kendi kendine zaten ilk aşkın sonu hiç mutlu biter mi ki?
Sonra bişeyler değişiyor, bazı şeyler yolunda gitmiyor. Karşındaki insan sana yalan söylemeye başlıyor, onunla birlikte dünyada sana yalan söylüyor. Dedim ya bişeyler değişiyor. Sen engel olamıyorsun.
Sonra o gidiyor. O gidince dünyan kararıyor, nefes alamıyorsun, sürekli ağlıyorsun. Ölmek bu demek ki diyorsun. Atlatmanın bir yolunu bilmiyorsun, çünkü atlatacağına inanmıyorsun. Her şey onu anlatırken, onu hatırlatırken bunu nasıl silebilirsin ki.
Çok zaman alıyor unutmak, kabul etmek, silmek, baştan başlamak. Sonra bir gün hiç olmadık bir anda bir söz çalınıyor kulağına, "İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor".
Sonra diyorsun kendi kendine zaten ilk aşkın sonu hiç mutlu biter mi ki?
6 Eylül 2012 Perşembe
5 Eylül 2012 Çarşamba
Bazen tek eksik, "sana inanıyorum" diyen birinin olmayışıdır.
Bazen öyle anlar oluyor ki hayatınla ne yapacağını bilemiyorsun. Tutulup kalıyorsun. İstediklerin olmamış, hayallerin ise çok uzak görünüyor. Belki de imkansız. Elinde kalanlarla ne yapacağın konusunda bile bi fikrin yok, ayaktasın ama içinde büyük bi uzay var.
İşte o anda sana inanan birine ihtiyacı oluyor insanın. Sana inanıyorum diyebilecek birine. Ama o kişi asla orada olmuyor, asla doğru zamanda orada olmuyor.
İşte o anda sana inanan birine ihtiyacı oluyor insanın. Sana inanıyorum diyebilecek birine. Ama o kişi asla orada olmuyor, asla doğru zamanda orada olmuyor.
3 Eylül 2012 Pazartesi
2 Eylül 2012 Pazar
Benimde Söyleyeceklerim Varsa Demek Ki.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)