3 Kasım 2012 Cumartesi

"Bazen öyle birini seçeriz ki, unutturur ondan öncekileri."
... en son hastanede gördüğü Şule, Jale, Berna ya da Selma onların arasından koşarak geçip odaya daldı. Behzat Ç.'nin boynuna sarılıp "Kışın en güzel tarafı ne biliyor musun?" dedi. "Mandalina yiyebilmek."

  • Behzat Ç. Bir AnKara Polisiyesi Her Temaz İz Bırakır syf. 184
Bilmem. Ben sevmesini bilmiyorum  herhalde. Kimi sevdiysem bana düşman oldu.

  • Behzat Ç. Bir AnKara Polisiyesi Her Temaz İz Bırakır syf. 216

25 Ekim 2012 Perşembe

Gidin, dedim onlara.
Hepiniz.
Gidin.
Ve gittiler.
Ve geri dönmediler.


  • Aşırı gürültülü ve İnanılmaz Yakın syf. 211

13 Ekim 2012 Cumartesi

Derin bir nefesle içime çekmek isterdim bu kitabı, cümlelerini.


  • Yaz, sevmeyenler için her yıl geçmesi beklenen bir hastalık gibidir.
  • Kışın doğanlar yaz sevmez derler.
  • İnsanların birbirlerini kolayca ve çabucak yargıladığı, kimsenin kimseye ayıracak vakti olmadığı, gözlerin sadece bayram etmek için baktığı, dünyanın bir 'körler ülkesine' dönüştüğü, acının ve sevginin pazarlandığı zamanlara yaşadığını fark etmek, hangi yaşta olursa olsun, başlanmaya başlamaktır.
  • Biz modern insanların karnı tok olsa da gözü hep aç!
  • Bu muydu? Haya bu kadar acımasızca sınırlı ve daracık alanda mı yaşanacaktı? İnsanın insana ettiği zulüm hiç bitmeyecek miydi? 'Alemin en akıllı canlısı' diye övdükleri insana, halay etmek hala yasak mıydı?
  • Ancak daha önce inmiş olanlar, hüzünlü bir gülüşün arkasına saklanarak güvende olmayı unutma acısına tercih ederler çoğunlukla...
  • ... ilk kez arkadaşının dedesinin kitaplığında 'kitap tozu yutmuş' ve bu 'mübarek tozu' yutanların hepsi gibi artık okumadan yaşayamaz olmuştu.
  • ... özündeki hoşgörüyü kaybetmiş insanlar yüzünden bu dünyanın yakında kendi kendini yok edeceğine inanıyordu.
  • Ah, hangimizin içinde gri bulutlar gezinmiyor ki...
  • Korkaklıklarımıza farklı bahaneler bularak başkalarını suçlamak bizi bir süre rahatlatır. Ancak çoğu zaman artık geç olsa da, ölmeden önce mutlaka gerçeği fark ederiz.
  • Uğursuzluk hep başkalarından ve onların davranışlarından kaynaklanıyor sananlar, hayatlarını aslında hiç tanımadıkları bir beden içinde geçirenlerdir.
  • Kana kana ağlamak insana bazen çok iyi gelir, işte şimdi; bu 'bazen'di.
  • Karar verdiğimizde en önce sesimiz değişir, karar alan gücümüz sesimize ve sırtımıza yerleşir.
  • Bir de yazıyorum. Çünkü yazmazsam çıldırırım.
  • Acaba insan ilaç gibi iyi gelen hayaller, gerçekleşmesi yaklaştığı için mi etkisini kaybeder? Yoksa 'suya düşen hayaller' mi daha etkilidir?
  • Dünya, aradığını çok isteyenin bulmak, az isteyenin şikayet etmek, hiç istemeyeninse seyretmek için zaman harcadığı bir gezegen değil mi?
  • Bir kere size göre neyin doğru olduğuna karar verdiğinizde sizi üzemezler! Bir şeye karar verene kadar bütün yanlışlıklardan geçip ayakta kalabilmek işin zor yanıdır.
  • Kim nasıl bağlamışsa bu basiret denen şeyi, sanırsın boynunda bir tasma!
  • Evet, benim dostlarımın hiçbiri tıpatıp insan değildi ama insanlardan daha güvenilir ve sevecenlerdi.
  • Herkes tek yaratılmıştı, herkes farklıydı, ama kimse kimseden üstün değildi.
  • "Hayatta tek bir mucize vardır, o da çok genç yaşta iyi bir öğretmene rastlamaktır!" diyen o yazar doğru söylemiş.
  • "Büyük hayal kırıklıklarının bağışıklığı zayıflattığını kavrayan doktorlar, bu hastaların reçetelerine bol bol hayal kurma egzersizi yazmalı."ydı.
  • "Yaşam, demişti biri, düşünenler için bir komedi, hissedenler için bir tragedyadır. Bana ikisi birdenmiş gibi geliyordu, hatta aramızdaki ne fazla düşünen, ne de fazla hissedenler için bile."
  • Yunuslar, duyguları çok gelişmiş memelilerdir. Kalpleri kolay kırılır ve belki de bunu saklamak için ağızları gülüyormuş gibi yaratılmışlardır.
  • İnsanın mutluluğunu sahiden paylaşacak birini bulması dünyanın en zor işidir!
  • O, hem gıcık hem de çok şekerdi. O, karabiber gibiydi. Acısı ve kokusu güzel, hayata kattığı lezzet bir kez keşfedildikten sonra artık aranıp, özlenen bir biber.
  • Türk mitolojisinde 'Hayat Ağacı'nın her yaprağı, yeryüzünde yaşayan insanları temsil eder ve göremediğimiz öbür dünyadaki gelecek hayatına denk gelir. Düşen her yaprak onun temsil ettiği kişinin ölümüdür.
  • Bir de, hayattan ümidini kesmeyeceksin! Ne olursa olsun, başına gelirse gelsin, ümidini asla kaybetmeyeceksin.
  • Nasıl bir şeymişki, bu aşk, insan sevdiğinden ayrılınca hayatı yedeğe alıyor, yaşıyormuş gibi yapıyor ve her şeyi kafasına yazıyor... Bir gün aşkına kavuşacak, bir bir anlatacak o yedekte yaşadığı hayatı... Sonra beraber yeniden başlayacak sahici hayat... Öyle bekliyorsun, özgürlüğüne kavuşmayı bekleyen köle gibi...
  • Aşk, insana kalbinin yerini öğretiyor.
  • Çünkü birileri hakkında doğal yolla bilgi edinmek, karşılığında insanın kendisi hakkında bilgi vermesi anlamına da geliyordu ve hiç kimse kendini özenle saklayan biriyle uzun süre arkadaşlık edemezdi.
  • Oysa kendine mutluluk vermeyen anıları silmek, e-postadan 'delete' eder gibi çöpe atmak istiyordu.
  • Öyleyse bile, insanı kendini inandırdığı şeyle gerçek arasındaki fark er veya geç bir gün kavranmaz mı? Bunu hala bilmiyorum.
  • Bir kadının baba sevgisi açlığını hiçbir başka erkek veya vitamin hapı gideremez.
  • Olmayacak bir şey için beklenti yaratmak çok tehlikelidir.
  • İnsanın beraber anısı bile olmayan birini özlemesi, Noel Baba'yı özlemekten farklı değil; ona inanmayı da bir yaştan sonra bırakıyorsun.
  • Şeftali çekirdeği kadar aşk.
  • Sıcak öyle korkunç bir diktatördür ki, ondan kurtulmak için insan, sonradan saçma bulacağı her şeyi yapabilir.
  • Gerçek, çoğu zaman insanı delirtecek kadar yıpratıcı ve serttir.
  • Onların arkasında oturan tombul, yaşlı bir kadının, torunu olduğu anlaşılan bir oğlan çocuğuna çayla poğaça yedirmek için giriştiği mücadeleyi ve oğlanın büyükannesine ettiği eziyete rağmen, aslında ikisinin de birbirine duyduğu güven şefkatin güzelliğini gördü.

21 Eylül 2012 Cuma

"Müzik olmasaydı ne bok yerdim, hiç bilmiyorum."

 Dinlediğin şarkının ruh halini anında etkilemesi durumuna hastayım. O melodinin değişmesiyle başlayıp, şarkının sözleriyle seni esir alan o duyguya. O duygularla gelen anılara, düşüncelere ve hislere. 4 dakika boyunca seni kendine, müziğe, o sonsuz boşluğa hapseden müziğe.

 Müzik olmasaydı ne bok yerdim bilmiyorum bu yüzden. Müzik olmasa ne yapardım, şarkılar olmasaydı nasıl bir halde olurdum. Bilmiyorum.

Hasret'e özel kitap listesi.

  • Jonathan Safran Foer - Everything is Illuminated.
  • Stephen Chbosky - The Perks of  Being a Wallflower.
  • Haruki Murakami - After Dark.
  • John Corey Whaley - Where Things Come Back.
  • John Connolly - The Book of Lost Things.
  • Keri Smith - How to be an Explorer of the World.
  • John Green - Paper Towns.
  • Daniel Handler - Why We Broke Up.
  • Nicholas Sparks - The Last Song.
  • Milton Crane - Fifty Great Short Stories.
  • Harper Lee - To Kill a Mockingbird.
  • Sylvia Plath - The Bell Jar.
  • John Green -The Fault in Our Stars.
  • Jenny Colgan - Welcome to Rosie Hopkins' Sweetshop of Dreams.
  • Jane Austen - Emma.

17 Eylül 2012 Pazartesi

 Çok fazla kitap okumama şaşıran insanlar var. Bunun delice(!) olduğunu düşünen insanlar. Bana artık bir yerde durmalısın diyen insanlar var. Oysa ki onlar bilmiyorlar ki kitapların huzur bulduğum tek yer olduğunu.
Kim istemez mutlu olmayı,
Ama mutsuzluğa da var mısın?
                                            -Cemal Süreya

Mutsuz olalım ne var. Ben seninle mutsuzluğa da varım.
                                                                                 -Savcı Esra.

10 Eylül 2012 Pazartesi

"Mesela ayakları geceleri hep üşür ve ben de ayaklarımı üşümesin diye onunkilerin üstüne koyarım. Belki aptalca gelecek ama bu gece ayaklarını benden kaçırdı ve asla böyle bişey yapmamıştı daha önce." diyebilecek ve buna üzülebilecek bir karakterdi Chuck. O derece aşık olmasını sevdim belki de bilmiyorum ama dünyada gördüğüm en tatlı karakterlerden biriydi. Söylemesem olmayacaktı.

8 Eylül 2012 Cumartesi

"İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor"

 Çok seviyorsun, o kadar çok seviyorsun ki o giderse kalbin duracak sanki. Her şeyin oluyor bir anda. Bütün dünyan. Nefes almanın bir anlamı varmış gibi geliyor artık. O derece seviyorsun onu. İlk görüşte aşk yalan değilmiş diyorsun, aşk yalan değilmiş.

 Sonra bişeyler değişiyor, bazı şeyler yolunda gitmiyor. Karşındaki insan sana yalan söylemeye başlıyor, onunla birlikte dünyada sana yalan söylüyor. Dedim ya bişeyler değişiyor. Sen engel olamıyorsun.

 Sonra o gidiyor. O gidince dünyan kararıyor, nefes alamıyorsun, sürekli ağlıyorsun. Ölmek bu demek ki diyorsun. Atlatmanın bir yolunu bilmiyorsun, çünkü atlatacağına inanmıyorsun. Her şey onu anlatırken, onu hatırlatırken bunu nasıl silebilirsin ki.

 Çok zaman alıyor unutmak, kabul etmek, silmek, baştan başlamak. Sonra bir gün hiç olmadık bir anda bir söz çalınıyor kulağına, "İnsan ilk aşkından bu kadar acı çekince, bir daha sevmesi zor oluyor".

 Sonra diyorsun kendi kendine zaten ilk aşkın sonu hiç mutlu biter mi ki?

6 Eylül 2012 Perşembe

"Seni sevebildiğim kadar çok sevdim."
Sherlock sevgimi anlayabilecek, kaldırabilecek birine ihtiyacım var. Onun hakkında soluksuz konuştuğumda suratında boş ifadenin olmadığı eşsiz(!) o insana ihtiyacım var. Çok şey istemiyorum oysa ki. Değil mi?

5 Eylül 2012 Çarşamba

Bazen tek eksik, "sana inanıyorum" diyen birinin olmayışıdır.

Bazen öyle anlar oluyor ki hayatınla ne yapacağını bilemiyorsun. Tutulup kalıyorsun. İstediklerin olmamış, hayallerin ise çok uzak görünüyor. Belki de imkansız. Elinde kalanlarla ne yapacağın konusunda bile bi fikrin yok, ayaktasın ama içinde büyük bi uzay var.

İşte o anda sana inanan birine ihtiyacı oluyor insanın. Sana inanıyorum diyebilecek birine. Ama o kişi asla orada olmuyor, asla doğru zamanda orada olmuyor.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Belki de zaman bazı şeylerin değişim sihridir.
Belki de aşk zamanın içine yayılmış bir gizdir.
Belki de aşk sadece senin o kalbindeki boşluğu dolduracak şeydir.
Ne güzel de demiş Cemal Süreya;

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

2 Eylül 2012 Pazar

Benimde Söyleyeceklerim Varsa Demek Ki.


 İnsanın içinde biriken bir şeyler vardır. Onu dolduran. Boşaltmak isteyip, bir türlü boşaltamadığı şeyler. Onları boşaltmak için geldim bende. Bir süre de kalıcı olmayı düşünüyorum. Anlatacaklarım bitmediği müddetçe.